Friday, March 7

it takes a little more to be supreme

blog insanlarının çoğunun duygusal/futbolsal/ilginç tespitler yapansal postlar attığı bir haftayı serilerime resimler ekleyerek geçirmiş bulunmanın vicdan azabını çekiyorum şu an. ben de sevgilimden ayrı geçiriyor olduğum günlerin acısını paylaşmak istiyorum, şampiyonlar ligi yazmak istiyorum (forza roma), "şerefsizim benim de aklımdan geçmişti" dedirtecek tespitlerimi paylaşmak istiyorum sizlerle lakin olmuyor. bu aralar vücudumu kasıp kavuran 'negatif enerjim' enginlere sığmıyor, taşıyor. bir lama misali ona buna tükürerek gezmek istiyorum bir süre.

yaklaşık 1 saat sonra beşiktaşkımın ankarada maçı var. gidemiyorum mu gitmiyorum mu yazsam bilemediğim bir haldeyim, ama kelimlerimi de özenli seçmek istiyorum; bazı laflarımla kitleleri kırdığımdan değil de(yine de affola), dersi dinlemeyen öğrencime "would you like to do number 5?" inceliğiyle yaklaşıp "I couldn't do it" cevabı aldığım zaman "you couldn't or you didn't?" demeyi seven bir insan olduğumdan. normalde hiç yapmam ancak maç uğruna öğrencime telefon numaramı da vermiş bulundum; gıcık olunduğu için geceleri işletilecek yahut aşkından yataklara düşülüp mektuplar yazılacak bir hoca olduğumdan değil; prensip meselesi. bilet durumlarıyla ilgili bilgi alacaktım kendisinden ama bu saate kadar haber çıkmadığına göre pijamalarım, lig tv ve bira üçlüsünde bir maç beni bekliyor (voodoo sahaya 3lü çektir kartala). şimdi iki ucu boklu değnek bir haldeyim. maç çok güzel olursa (ki arkadaşlarımın öyle bir şey yok itirazlarına karşılık bugünün havasının tam maç havası olduğunda ısrarcıyım) yerinde izleme şansını kaçırdığım için üzüleceğim, kötü olur da beşiktaş puan kaybederse zaten üzüleceğim. böyle bir durum, tgi friday'e yakışmayan dilemmalar.
[maç sonrası editi: içim gitti tribünleri izlerken, maça konsantre olamadım resmen. maçla ilgili dünyanın en bebece yorumunu da tam şu dakika yapıyorum; 'allah hakkımızı verdi'nin tanımı budur. ayrıca her maç sonrası gözleri dolan orangutan başkan istemiyoruz.]

çok şaşırtıcı ancak haftasonu yapmam gereken hiç bir akademik işim yok. havanın da bu kadar güzel olmasını fırsat bilip, kendimi yabancı bir ülkede geziyormuşcasına sokaklara vurmayı planlıyorum. ankara'da olduğumuz için 'sokak'tan kastım bittabii tunalı hilmi caddesi. 30 yaşını geçmiş ve kendini evde kalmış gibi hisseden ancak bunu itiraf.com dışında kimseye itiraf etmek istemeyen bekar kadınların yanlarında erkek olmayışının açıklaması olarak uydurduklarını düşündüğüm "girls night out" kavramını yaşatmaya and içtik. gecenin detaylarını pazar günü okuyabilirsiniz.

son zamanlarda resim kontenjanımı fazlasıyla doldurduğumu düşündüğüm için bu yazımı resimsiz ancak saptamalar başlığı altında sorulabilecek bir soruyla bitiriyorum: sıcak bir şey, örneğin kahve içerken fincanı ağzımıza doğru götürüp üflememiz işe yarar mı, yoksa kendimizi mi kandırıyoruzdur?

Thursday, March 6

Christina Applegate

voodoo girl's "women I would definitely do" series vol.3



Adam Brody

voodoo girl's "drop-dead gorgeous" series vol.5




Wednesday, March 5

kontak

kimseyi zorla sınıfıma otutturmuyorum arkadaş, öğrenmek istemeyen gelmez. sıfır motivasyonla karşıma geçip film izleyelim/oyun oynayalım mantığıyla hazırlık geçmeye çalışan baba parası yiyici öğrencilerim..

tebrikler, hakettiniz, yendiniz, takımınızla gurur duymak kutlamalar yapmak hakkınız. ama caddede yapılanlarla yetinmeyip, hiç kimseye saygı duymayan, ağızlarında biriken köpükleri saçmak için gecenin 1buçuğunda benim evimin sokağını, ve hatta penceremin dibini seçen fenerbahçe taraftarları..

geberin.

Monday, March 3

Tunak Tunak Tun

voodoo girl's "unutma, unutturma" series vol.5
Hint kafası

Heidi Klum

voodoo girl's "women I would definitely do" series vol.2



Sunday, March 2

funk this

evli hayatına geçiş yapınca natural course of events sonucunda terketmiş bulunduğum gece hayatı, dün gece kadim dostum aycan'ın doğumgünü kutlaması için gittiğimiz "kırmızı" adlı mekanda yüzünü geri gösterdi. o kadar şarap ve oynama belki de alkol almaya almaya alcohol-free olmuş mideme (intercourse yapmaya yapmaya daraldığı iddia edilen vajina gibi) fazla geldi; gece klozette ama allahtan evimin klozetinde sona erdi. pişman değilim. cumaya ilk draftı teslim edilecek olan ödevimin alıntılar dışındaki kısımlarını, yarın gönderilecek olan ders planımın tamamını, ve yarınki dersimi hazırlama işini bitirmiş bir insan olarak huzurluyum, mutluyum; yaklaşık yarım saat kadar oyun oynayacak ve sonra kas gevşeticilerimden 2 tane alıp kafamı yastığa gömeceğim.


beşiktaşımoley.

Wednesday, February 27

Kirsten Dunst

voodoo girl's "women I would definitely do" series vol.1



do not cover

* tam şu dakika hakan şükür gol attı. kendi takımı kupadan elenmiş fanatik bir taraftar olarak açıklıyorum: madem biz alamadık, galatasaray alsın. sebebi var bahanesi yok.

* bugün sırtımın bitmek bilmeyen ağrısını muayene (böyle mi yazılır bu?) ettirmek adına mesa hastanesine gittim. doğru mesleği seçtiğinizden emin misiniz dedi kadın bana. gel sen ne çektiğimi bir de bana sor.

* eskiden yapardım öyle paralel endingler ortak noktalar falan ama artık yapmıyorum; ilk iki noktanın da şarkı sözüyle bitmesi inanın tesadüf oldu.

* bugün maç başlamadan önce lig tv'deki "işte galatasarayın soyunma odası, bu da lincolnün kramponları" konulu görüntülerin mantığını anlayan varsa bana anlatsın.

* yabancı bir hocamıza işteş yapıları anlatmaya çalışıyorlarmış, örnekler ve -iş takısının işleyişi üzerine yapılan konuşmalardan sonra "şimdi beraber yemek yediğimiz için bizimki de yiyişmek mi oluyor?" diye sormuş. ondan sonra dersinde over-generalization yapan öğrenciye çemkirmeyi bilir.

* dar kot, süslü kazaklar, allı güllü başörtüsü ve makyaj dörtlüsünü biri bana anlatsın. gerçekten ama. o kızlardan biri otursun karşıma, şudur olayım desin. vallahi dinlerim.

* topuklu ayakkabı krizimle kredi kartı ekstremin aynı güne denk gelmesi nasıl bir talihsizliktir.

* yeni bir seri başlatıyorum. lezbiyenlikle uzaktan yakından alakam yok ama (not that anything's wrong with it - tribute to seinfeld) serimin adı "women I would definitely do". bloglarını takip ettiğim ve arada güzel kadın resimleri yayınlayan arkadaşların zevklerini eleştirmek yerine kendi zevkimi empoze etmeye çalışma yoluna gidiyorum.

* eskiden başbakan gibiymişim gündem benden sorulurmuş harekatlar sayemde yapılırmış şimdi emekli gibi olmuşum. ben demiyorum tanıyanlar diyor. hey gidi günler.

Patrick Dempsey

voodoo girl's "drop-dead gorgeous" series vol.4