Sunday, June 5

EURO 2016 En Yakisikli 11

Simdi acinca gordum ki iki senedir buraya bir sey yazmamisim ama blogun klasiklerinden en yakisikli 11 postunu atlamak olmazdi dedim ve uzun bir kadro ve fotograf secimi surecinden sonra karsinizdayim. Bu sene kendimi gruplardan cikma vs gibi kriterlerle sinirlandirmamak adina turnuva baslamadan butun takimlari inceleyerek, uefa'nin euro 2016 sitesinde belirtilen mevkileri goz onunde bulundurarak ve cesitlilige dikkat etmeye calissam da ayni ulkeden birden fazla oyuncu almama gibi bir kural da koymadan 4-4-2 dizilisinde bir takim yaptim.

Kaleci
Burada omur boyu basari odulumuz tabii ki Buffon ama listedeki yuzleri yenilemek adina baska bir kaleci secmek istedim. Fakat cok uzaklasamadim zira Buffon resmen kendinden sonra gelecek kisiye el vermis. Takimimizin kalecisi Italya'dan Salvatore Sirigu.







Yedekler
Yann Sommer - Isvicre





Denys Boyko - Ukrayna





Savunma
Listeye eskilerden bir isimle baslayacagiz: iyi aile cocugu imajli Alman yakisiklimiz Mats Hummels.







Kel severler kontenjanindan listeye giren Laurent Ciman ise Belcika milli takimindan evli mutlu cocuklu.







Bu senenin kesiflerinden Thiago Cionek Brezilya dogumlu, Italya'da yasiyor ve kadroda Polonya milli takimini gururla temsil ediyor. Ortamlara ustsuz fotografi dusmemis nadir futbolculardan.







Ulkemizin Rusya'yla iliskilerini duzeltmek adina savunma hattinin son uyesi Dmitri Kombarov. Bu tarz fetisleri olan arkadaslara bilgi olarak kendisine tipatip benzeyen bir ikizi oldugunu da belirtelim.







Yedekler
Leonardo Bonucci - Italya





Gerard Pique - Ispanya





Orta saha
Orta sahada acilisi tanidik bir yuzle yapalim. Listeye Turk almiyor olabilirim ama zamaninda Turkiye'de oynamis isimlere itirazim olmadigindan ilk oyuncumuz Arnavutluk milli takimindan Lorik Cana.







Orta sahanin degismez Italyan karizmasi Daniele De Rossi.







Bu senenin kesiflerinden, insanda karizma olunca umit davala saclariyla bile giderli olurmus dedirten Belcikali Radja Nainggolan.







Ben sahsen sari pipici olmama ragmen sadece bir kesimin degil halkin takimini yaratmak istememden mutevellit yine Belcika'dan Axel Witsel.







Yedekler
Morgan Schneiderlin - Fransa





Sebastian Larsson - Isvec





Forvet
Iste yaparken en zorlandigim mevki cunku tanrinin erkegi tanimlamak icin yeryuzune gonderdigi adamin binlerce fotografindan onu en iyi temsil edecek fotografi secmek hic kolay olmadi. Ilk forvetimiz tabii ki Almanya'dan Mario Gomez.







Ikinci forvet yine eskilerden. Karisini aldattigi ve mac icin otelde kamptayken threesome icin hayran ayartma derdine dustugu icin sempati puanlarini kaybetse de hakkaniyet adina Fransa'dan Olivier Giroud'nun olmadigi bir en yakisiklilar takimi maalesef dusunulemez.







Yedek
Italya - Graziano Pelle





Teknik direktor
Kendime kisitlama koymak istemedigimi belirtmistim ama ust uste listelerde yer alan isimlerden kacinmaya calistigim icin bu sene teknik direktorumuz emektar Joachim Low degil Italya'nin teknik direktoru Antonio Conte. Gencliginde futbolcuyken pek yakisikli degilmis ama 46 yasina gelene kadar sarap gibi yillanmis bir abimiz.



Ufak bir hatirlatma: Resimlere tiklayinca büyüyor. Herkese iyi seyirler =)

Saturday, July 5

türkçe konuş anlamıyom çok gücüme gidiyon

ne yazık ki cahilliğe sınır koyulamadığı için "yeaa geleceğim yazıp gelicem okuyoruz işte bu yüzden türkçe aslında yazıldığı gibi okunan bir dil değildir" argümanıyla dilbilim tarihinde bir devrim yarattığını düşünenlerin sayısı hiç de az değil. fakat olay aşağıdaki tweetle bambaşka bir boyut kazandı:

hayatını bir gazeteye yazı yazarak kazanan bu şahıs bununla yetinmedi, 'herkeZ'in daha kalabalık anlamına geldiğini bile iddia etti. ben de bileklerimi dikine kesmeye başlamadan önce bu "yazıldığı gibi okunmak" meselesi dilbilimsel olarak ne demektir kısaca açıklayayım da bir iz bırakayım unutulmayayım istedim.

efendim bir dilin yazıldığı gibi okunması, her harfin bir ses karşılığı olması ve yazıdaki farklı harf kombinasyonlarının bu sesleri değiştirmemesi demektir. türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu için, örneğin "f" harfini gördüğümüz her kelimede, harfin kelimenin neresinde olduğu, sağında solunda hangi harfler olduğu gibi etkenlerden bağımsız her zaman "f" sesini çıkartırız. yazıldığı gibi okunmayan, yani 'fonetik' olmayan dillerde ise harflerin bir araya gelişleri doğrultusunda çıkan sesler değişebilir, dolayısıyla aynı harf farklı kelimelerde farklı seslere yol açabileceği gibi aynı sesi pek çok farklı harf kombinasyonundan da elde edebilirsiniz. örneğin ingilizce'de "f" sesi elde edebileceğiniz dört farklı yazım vardır; "f" (fill) , "ff" (cuff), "ph" (phone) ve "gh" (rough).

bu şekil.

Friday, July 4

Peygamber

yıllar önce beni wingman'e alıp "anne ben carrie bradshaw oldum" diye sevindiren genel yayın yönetmenim h.z. bohçe kitap yazmış da haberimiz yok.

alayım da okuyayım hemen diyenler buraya
"o kim la?" diyenler buraya


öptüm.  

Monday, June 30

DK 2014 En Yakisikli 11

Beklenen post icin bu sene outsource oldum (http://oned.io/h/327468) fakat orada kendime koydugum "gruplardan cikmis olma" kriterini bir kenara birakip gelenegi bozmayarak buraya da ideal 11'imi yazmadan edemiyorum.

Teknik direktor: Joachim Low
Ben her listeye Low'le baslayarak kendimi tekrar etmekten biktim, milli takimlar ecis bucus amcalari teknik direktor yapmaktan bikmadi. 


Almanya: Mats Hummels
Sari pipi Hanslar bitti, devir yere bakan yurek yakan Hummels devri.




Arjantin: Ezequiel Lavezzi
Bu senenin kemirgen kontenjanina Lavezzi'yi uygun gordum.




Bosna Hersek: Asmir Begovic
Bu listeler Buffon'dan baska kaleci gormez diyordum ama buyuk konusmamak lazimmis.




Fransa: Olivier Giroud
Pique captan dusmeye baslayinca yakisikli futbolcuda bir dunya markaligini Giroud kapti.




Ingiltere: Steven Gerrard
Liste sir gorsun diyerek yillandikca sarap gibi guzellesen kaptanima yer actim.




Ispanya: Xabi Alonso
Ispanya'da cok yakisikli var ama benim kisisel favorim elbette kizil sakallim kahverengi gozlum Alonso.




Italya: Claudio Marchisio
Italya yine erkegin tanimini yapmis. Neyle besleyip buyutuyorlar bunlari anlamiyorum ki.





Portekiz: Miguel Veloso
Kecioren clubberi Ronaldo'yla takilmaktan kiromaj saclarini bir sekle sokamadi ama adamin yuzunu kalemle cizmisler arkadas yapacak bir sey yok.





Sili: Mauricio Pinilla
Silili ama Serie A'da oynadigi icin Italyan karizmasindan nasibini almis gulusune kurban oldugum.





Uruguay: Edinson Cavani
Uruguay yine topcu degil heykel gondermis turnuvaya, uzun sacli falan ama Marvel filmlerinden firlama haliyle gideri var Cavani'nin.




Yunanistan: Panagiotis Kone
Erkeklerin komsu kizi fantezisinin bizdeki hali de bu olsun.





En iyi forma tasarimi: Meksika
Genis omuzda iyice one cikan simsek figuru ve corap detayiyla bu senenin galibi Meksika. Ozellikle kaleci formasi enfes.





Friday, January 10

The Habitation Configuration

"kadın dediğin sevgilisinin yanında her daim bakımlı olur" ekolüyle ilk tanışmam, daha küçükken (küçük dediğim üniversite yılları ama ben ilişkiler konusunda sonradan açılan arap atı olduğum için tecrübelerime gönderme yaparak küçükken diyorum) ve ev boşken yakın bir kız arkadaşımın (o döneme 'küçükken' sözcüğünün ne kadar uyduğu buradan da belli) bizde kaldığı gece olmuştu. kendisi uzun süreli bir ilişki içersindeydi ve çocuk kızın bu serbest gecesinden yararlanmak isteyerek gecenin üçünde bahçelievler'deki evimizin kapısına gelmişti. bu gelişin haber verilişiyle pijamalarıyla oturmakta olan arkadaşımın yüzüne göz altı kapatıcısı uygulaması arasında geçen süre: sekiz saniye. sonra bu 'erkeğinin yanında hep kendine bakan özenli kadın' mevzusu bir evliliğin iyi yürümesinin beş şartından biri olarak ısıtıp ısıtıp önümüze konulur oldu. kadın dediğin evinde bile bakımlı gezecek, kadın dediğin erkeğine hep güzel gözükecek ki adamın gözü dışarıya kaymasın. konunun göbeğinde bira şişesi tutabilen ve hayatında yaptığı tek spor halı saha maçı yapıp defansa koşmamak olan orta yaş türk erkeği tarafından dayatılan güzellik baskısı noktasındaki eşitsizliğe değinmeyeceğim bile, o kadar kolaya kaçmaya gönlüm el vermez. benim bu "kadının evliliğinde her zaman bakımlı olması" konusundaki sorunum insanlardaki evlenmeye karar vermiş iki insanın arasındaki bağlılığın bu kadar sığ olduğuna körü körüne inanma duygusu. yani koskoca bir evliliği yürüten tek şey o kadının fiziksel olarak çekici olması mı? kaldı ki kendi evimde sürekli ne giyindiğime, nasıl gözüktüğüme dikkat etmek zorunda kalacak, gün boyu çalıştığım yetmiyormuş gibi bir de evde fazla mesaiye koşacak, yani kendi evimde bile huzur bulamayacaksam sikerim öyle aşkın ızdırabını. konuyu yine oraya getirmek istemiyorum ama özetle benden size tavsiye, yanında ossuramayacağınız adama nikah basmayın kızlar.

kocasının yanında utanmadan pijamayla gezen bakımsız kadın (temsili)


Friday, December 6

midlife in paris


ne oldu nasıl oldu özet bile geçmeden tek cümlede söylüyorum: paris'e taşındım. bunca zaman ülkemize çalışmaya gelip, bizim yarıçapımızda olmasına rağmen bizden çok para kazanan 'native' hocaların sürekli türkiye'yi eleştirmelerine mütemadiyen küfreden bir insan olarak objektif bir "ilk hafta" yazısı yazmak boynumun borcu. 

boklamalar: bir kere fransız insanının dünyanın geri kalanındaki o kibirli ve fransa milliyetçisi imajının bir sebebi olduğu kesin. türklerin bağırarak konuşunca karşılarındaki yabancılar türkçe anlıyor zannetmeleri gibi fransızlar da anlamadığınızı belirtmiş olmanıza rağmen bir şeyi sürekli olarak fransızca tekrar ederlerse sihirli bir şekilde fransızca anlamaya başlayacaksınız sanıyorlar. "arkalara doğru ilerleyelim beyler" mantığı sıfır, herkes kapıları tıklım tıkış ama koridor kısımları bomboş metrolara itişerek binmeye çalışıyor. bir de tabii bizdeki o "avrupalı, nezih, temiz şehir" algısı paris gibi kozmopolit bir şehirde pek işlemiyor; sokaklar köpek (insan da olabilir) bokundan engelli yürüme parkurundan hallice.

likelamalar: bir kere fiziksel olarak çirkin bir ülkeden geliyor olmanın kazandırdığı güzel mimariye aşırı ilgi durumu bünyede hemen kendini gösteriyor. sokaklar çok güzel, binalar güzel, meydanlar güzel, vitrinler güzel. sokağı döndüğünde karşına nasıl bir güzellik çıkacak bilemiyorsun, onun bilinciyle sokaklarda gezmek harika bir şey. hele de şu an christmas dönemine yaklaşıldığı için maksimum süslemesi avm çam ağacı olan yurdumdan sonra sokak süslemeleri "charlie in the chocolate factory" etkisi yaratıyor. her ne kadar henüz iş bulamadığım için maddi olarak kendimi kontrol etme çabamdan dolayı tam olarak hakkını veremesem de alışveriş ortamı çok fena. butikler, design ürünleri, sokaktaki pek çok insanın tarzı paris'e neden modanın başkenti dendiğinin kanıtı resmen. 

kıssadan hisse burada hayat şimdilik yolunda. bütün culture shock evrelerinden geçtikten sonra tam bir gurbetçi olup dine sarılmaya başladığımda tekrar durum değerlendirmesi yapabilirim. au revoir!  

Wednesday, November 13

nasıl evlendim

Aslında 2011 yılının Nisan ayında bir İtalya gezisinde aldığım evlilik teklifini "ormana odunla gittim yüzükle döndüm" isimli tatil anıları postumda tek cümleyle anlatmış, sonrasında da bu ilişki ile ilgili ayrıntı vermemiş idim. Pek çok insan blogların twitter yüzünden öldüğünü düşünse de benim durumumda asıl sebep uzun süreli ilişkiden malzeme çıkmamasıydı. Yani takdir edersiniz ki first datete "Aziz Yıldırım da Atatürk gibi adam" diyen çocuk, üç senedir birlikte olduğum ve yanında osurmaktan dahi çekinmediğim bir komün hayatını paylaştığım adamla olan hikayelerimden daha ilginç ve daha az mahremdi. Her neyse, ilişki aldı, yürüdü, gün 5 Kasım 2013 oldu ve ben bastım nikahı. Ailesindeki yetişkinlerin hepsi boşanmış olan, Hollywood'un pompalanmış romantik hikayeleriyle büyüyüp hep o gerçek olmayan aşkın hayalini içinde yetiştiren, "aldatmak erkeklerin doğasında var" mantığının ince ince işlendiği bir toplumun yetiştirdiği ben, evlendim. Bu da tarihe düştüğüm not olsun.