Friday, October 31

feeling so anaesthetised in my comfort zone


allahım nasıl bir mutluluk günlerden cuma olması pijamaları giyip bilgisayar başına geçmek ve dün hiç nete girilmediği için biriken tüm blogları okumak alt komşunun getirdiği kekten iki dilim yerken haftasonu yapılacakları düşünmeden kendini bilgisayar oyununa vermek. oo ye beybi.

Wednesday, October 29

celebrity fuck match

yeni seri: yatakta kötü olmasına çok şaşıracağımız ünlüler a.k.a tepeden tırnağa seksapel akıyor yareppim.

vol 1. Robbie Williams

Molly Sims

voodoo girl's "women I would definitely do" series vol.6



Evan McGregor

voodoo girl's "drop-dead gorgeous" series vol.12



Cumhuriyet

kutlu olsun!

koyayım da tur at

na na na na na na na robbie williams olamam ben

Tuesday, October 28

Gossip Girl - Recap


* nerden başlayacağımı bilemememe sebep olacak kadar saçma bir bölüm izledik, ordan başlayayım.

* öncelikle, şunu hepberaber kabul edelim ki bu dizinin senaristleri karakter yaratmaktan aciz. little jenny örneğinin üzerine daha önceki bölümlerde çok gittiğimiz için, bu defa örneği değiştiriyorum. misal nate. dizinin ilk bölümlerinde hatırlarsınız, efendim zengin ailenin yakışıklı (ögh) ama bi boktan anlamayan sorumsuz umursamaz veledi modunda bir tipti. artık bir bakıyoruz üzerinde bir olgunluk bir herşeyin doğrusunu yapmalıyımcılık. misal hepimizin sevgilisi chuck. junkie, nemfomanyak, sorumsuz genç bu bölümde başımıza babasına tek eşlilik öğütleri verecek kadar ilişki uzmanı kesildi. misal serena. en yakın arkadaşının sevgilisiyle yatmış kızımız feleğin çemberinden bir flipper misali atladım havalarındayken bu bölümde bir baktık "ama ben sevgiyi hiç tatmadım ki" bakışlarında bir yavru köpek. geçiniz.

* gerçekten recap yapmak istersek bu haftanın olay örgüsü şöyle: efendim chuck oldschool bir klüp satın alarak "-babanın yeri mi lan -evet lan" tarzı arjantin street style kavgalara ev sahipliği yapmaya gebe bir mekanın işletmecisi olma şerefine erişti. nate babasını hapse attırdı (cocojambo). serenanın dan'e veresi geldi ancak son anda sevdiğimi sikemem siktiğimi sevemem moduna girdi - ki dan'in bakir olduğu gerçeği gözönünde bulundurulursa o sevişme sahnesinden ne hayır gelirdi bilemiyoruz - ama bu satırları okuyan 13 yaşlarında bir genç varsa 31 malzemesi olabilir diyerek dizinin tekrarına yönlendiriyoruz kendisini. blair geçen haftaki partide nate'in serenayla ilgili söylediklerini little jennynin ağzından duyunca nate'i terketti, sonra "madem nate'e veremedim bari yabancıya gitmesin" modunda gitti chuck'ı ayarttı (blair'den nefret etmemin 10 sebebi). little jenny hala o rolü verecek kimseyi bulamadıklarından olsa gerek bir türlü yüzünü göremediğimiz anneciğine ne olur geri dön ziyaretinde bulundu. bu son sahnenin genel olarak dizinin bu bölümündeki konularla alakasını kimse çözemedi.

* şimdi bu hafta takıldığım sahnelerden biri serena'yla blair arasındaki "sex talk" idi. aynı kızların evde pijama partisi verirken yastık savaşı yapıp birbirlerinin sütyenlerini denedikleri inancı gibi, beyler üzgünüm ama, bu konuda da yanılıyorsunuz. benim tanıdığım hiç bir kız, mevzu sevgilisiyle ilişkiye girip girmediği olduğunda, böyle bir kırılmalar kıkırdamalar tam konuşamamalar moduna girmiyor. aksine, bunu da voodoo ablanızdan bir kıyak olarak görün, sex performansınızla ilgili bir probleminiz varsa, kız arkadaşınızdan ayrıldıktan sonra onun tanıdığı herhangi bir kıza yaklaşma teşebbüsünde bulunarak boşa vakit kaybetmenizi tavsiye etmiyorum. anladın sen onu.

* son olarak farkettiyseniz dizi gitgide modern emolarla dolmaya başladı, çok zenginim ama ailevi sorunlarım var sevgi nedir bilmiyorum tripleri. hayır böyle dizileri izleyip "yaa bak parayla saadet olmaz" moduna falan girmek gerekiyor da ben mi beceremiyorum? yoksa amaç nedir yani, televizyonda tutmanın birinci kuralı empati kurdurmak değil miydi? benim şahsen hiç bir milyon dolarım olmadı amca, kuramıyorum.

Artema

efendim blogumuz geri döndü, ben de "there's a no in every job" çevirisiyle gönüllerimizi fetheden öğrencimizden ilham alarak ne zamandır planladığım şablon değişikliğine gitmenin tam zamanı dedim. geçici olarak kullanmayı planladığım tema budur. daha bir retro, groove, funk, 70s disco öğeleri barındıran bir resim yaratma çabalarım sürmekte. ha derseniz ki ben sana öyle resmin kralını yapayım vudu, buyrun. yoksa şimdilik godsyndrome'un deyimiyle "voodoogirl manhattandan bildiriyor" modundaki temama katlanmak durumundasınız.

welcome back.

Sabah Sabah Voodoo Girl

* öncelikle şunu belirteyim, yazmaya devam ediyorum derken blogspottan bahsediyordum. elle tutulur hiç bir tarafı olmayan bu yasak yüzünden pılımı pırtımı toplayıp wordpress vs tarzı yerlere taşınmayı düşünmüyorum. dahası, aynen nip tuck'ın ilk sezonunun arasında onun yerine gelen diziyi kabullenemeyip izlemeyi reddedişim gibi, wordpresste yazmaya devam edecek arkadaşların yazılarını okumayı da düşünmüyorum, yazarlara değil olaya duyduğum tepkiden. blog hayatımı burda devam ettireceğim. böyle bir çocuk inadı. merzifon eşeği.

* geçen gün ayıya bir adım kala modunda pizza yerken (dominos - favorite threenin üzerine de pizza tanımam bu arada) aklımıza (biz= aycan ben ebru) geçmiş günlerden şöyle bir olay geldi: arabaya binip teyp dinlemek. hani yaşı daha araba kullanma yaşına gelmeyen erkek çocukları hava atmak için babalarından arabalarının anahtarını alır, kapının önünde park halinde duran arabalarda artist artist müzik dinlerlerdi ya. eğer böyle bir olaya şahit olduysanız, çocukların halini gözünüzün önüne getirmeniz yeterli diye düşünüyorum, konuyla ilgili daha fazla komik yorum çabasına girmeme gerek yok.

* istisnasız bütün annelerin hallmark kanalını pek bir beğeniyle takip etmesinin sebebi nedir?

* rock bar insanlarında "ben bu şarkıyı biliyorum" tribinin hastasıyım. şarkının nakaratına gelince böğür böğür söylemeler, geri kalan kısımlarda yarım yamalak dudak oynatmalar. almanyalı sen türksün.

Sunday, October 26

what the fuck?!

normalde olsa, ntvmsnbc.comun sitesinden haberin linkini ve sayfayı açtığımızda ortaya çıkan "dağılın lan kapandı burası" yazısını koyardım, şimdi k-tunneldan girdiğim için beceremiyorum. çünkü normalde değil, türkiye'deyiz. onlar nasıl yılmadan, inatla insanı doğduğu, büyüdüğü ülkede yaşamaktan nefret eder hale getirdilerse; ben de inatla yazmaya devam ediyorum arkadaş. herkesi beklerim.

beyni olmayanlar yasa çıkartmaya, beyni olanlar yazmaya devam etsin. bakalım sonumuz ne olacak.