Wednesday, September 30

Thomas Paul Cases

voodoo girl's "bunu yapan insan olamaz" series vol. 9

mp3 pouch
phone case
laptop sleeve

Monday, September 28

senle ben çıksak mı?

post-break up dönemimin '1-0 olsun bizim olsun' evresini tüketmeme ramak kaldı, deneysel takılmaya karar verdim. daha önceden hiç aşina olmadığım, tecrübe etmediğim bir altyapıya sahip bir adama taktım kancayı; taktım da hesaba katmadığım şey "ben seninle sevgili olmak istiyorum" imajının karşı tarafa nasıl verildiğinden tamamen bihaber olduğum gerçeği. hamladık tabi uzun ilişki artı skor odaklı aşk hayatı 3 senemizi alınca, apıştık kaldık. hemcinslerimin en sık başvurduğu "vermeme" taktiğini iki tarafın da istediği bir şeyi geciktirmenin mantıksızlığı ilkesine, "ilk haftadan yattığın adam sana ciddi yaklaşmaz" önermesini ise deneyimlerime dayanarak reddediyorum. tıkandım. bir an önce adamla teke tek vakit geçirmem ve karı beynimle her hareketine saçma sapan bir anlam yükleyip ergenliğin dibine vurmam lazım.

beyaz çerçeveli güneş gözlüklerim çok yakışıyormuş bana ama, öyle demiş. canım benim.

Sunday, September 27

ankara büyükşehir belediyesi 7. cadde kamuoyu araştırması

"uzun zamandır 7. cadde'nin yaya bölgesi olup olmaması konusunda tartışmalar devam ediyor. bu konudaki esas kararın burada oturan sakinler tarafından verilmesi en demokratik bir yöntem olacaktır" açıklamasıyla dağıtılan anketin 11 numaralı sorusu:

Bahçelievler 7. Cadde'nin trafiğe kapatılması projesi kapsamında, tekrar ele alınacak olan Gökkuşağı rekreasyon alanı'nın ne şekilde değerlendirilmesini istersiniz?
- öğrencilere yönelik, ağırlıklı olarak bilimsel kitapların satıldığı bir yer olarak (Darwin'i tanımayan adamların ne tür bilimsel kitaplara yer vereceğini bilemiyoruz)
- ressamların ve heykeltraşların eserlerini sergileyebilecekleri, sanat sokağı olarak (sanatın ve sanatçının dostu i.melih daha rahat tükürebilsin diye)
- elçiliklere verilerek, ülkelerinin tanıtılıp, hatıra eşya satabilecekleri bir pazar olarak (arap ülkeleri muska sergisi)
- ayakkabıcılar çarşısı olarak (bir de kadınları yok sayıyorlar diye çemkiriyoruz utanmadan)
- elektronik çarşısı olarak (sadece bilimi değil teknolojiyi de destekliyoruz imajı)
- hiçbiri

bilinçli bir bahçelievler sakini olarak 'hiçbiri' şıkkını işaretlemekle kalmadım, 12. sorudaki "Gökkuşağı rekreasyon alanı için sizin başka bir öneriniz var mı?" sorusuna da YIKILSIN yazdım. yetmedi, 9. soruda "7. cadde trafiğe kapalırsa Büyükşehir Belediyesi hafta sonu cadde de değişik etkinlikler yapmalı mı?" sorusunda ayrı yazılmış olan 'de' yi daire içine alıp altına "birleşik yazılır" notunu düştüm. vatandaşlık görevimi yerime getirmenin haklı gururunu yaşıyorum şu an.

Saturday, September 26

Hunter Parrish

voodoo girl's "drop-dead gorgeous" series vol. 26
çıtır demişken


Zooey Deschanel

voodoo girl's "women I would definitely do" series vol. 17


Friday, September 25

lig tv yetkililerine açık mektup (3)

allahın hakkı 3tür diyerek mektubuma başlıyorum. eski açık dedim beğenmediniz, maraton dedim beğenmediniz. o zaman gün bugündür. gençlerbirliği - trabzonspor maçını vip tribününden izlerken sarışın olduğum yetmiyormuş gibi yanıma bir başka sarışın, üstelik yabancı olduğu için futbolcu sevgilisi zannetmeniz muhtemel bir kız daha alacağım. beşiktaş maçlarında sürekli holosko ve fink'e zoom yaptıkları için cinsel tercihlerini sorguladığım o kameramanlarınız bu defa da beni çekmezse bursasporlu kızların yolundan gideceğim dikkat çekmek için haberiniz olsun.

saygılar,

voodoo girl.





bu 1 bu da 2.

Thursday, September 24

benim olucak Beşiktaş binicem üstüne vurucam kırbacı, vurucam kırbacı

ben pek sevdiğim emreözbay blogunda gördüm, sanıyorum kendileri de şurdan almış. böyle zincirleme bir reaksiyon oldu. müthiş.

Wednesday, September 23

the cat is out of the bag


psikolojik genellemelere bakarsak hayatında baba figürü olmayan bir insan olarak kendimden büyük, baba boşluğunu doldurabilecek erkeklere ilgi duymam gerekirken mütemadiyen kendimden küçük erkekleri beğenmemi açıklayabilecek bir yiğit aranıyor. there, I said it. kendimden küçük erkeklere ilgi duyma konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. hayır öyle bir koku da salgılıyor olmalıyım ki bir ortama bir dolu kızla girsem, ortamdaki küçük erkek onca kız arasından geliyor bana asılıyor. rekorum 3 yaş. 5e kadar yolu var, allah utandırmasın. freuddan kadim olmasın kadim dostlarım analizlerinde erkekleri domine etme isteğime bağlıyorlar bu sübyancı ruhumu. bense her olaya olduğu gibi buna da mantıklı bir açıklama getirmeyi başarıyorum: eninde sonunda öyle bir yaşa geleceğiz ki etraf kel ve göbekli erkeklerle dolu, benimse cildim pörsümüş memelerim sarkmış olacak. o zaman bu dinç zamanlarımı neden kendini çoktan salmış büyüklerle öldüreyim? yeni nesil fena, gönder gönder gelsin. kaldı ki pilatese bu düzende devam edersem 35imde 20 somethinglerle takılmamam için hiçbir sebep yok. işte 10 yıllık kalkınma planını yapmış, bilinçli bir bayan. alkışlıyoruz.

Tuesday, September 22

but the memory remains diye başlık atarak metalci kitlelere ulaşmayı hedefliyorum

"unuttum demek bile onu hatırlamaktır" gibi özlü sözlerle büyüyen bir neslin çocuğu olarak bu hafıza denen şeye çok kılım. bir şey hatırlamak durup dururken aslen silmiş olduğunuz o şeyin aklınıza gelmesi değil; hali hazırda kafanızın bir köşesine sakladığınız o şeyin birden açığa çıkması olduğuna göre bu çok aciz bir şey değil mi? üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan bir şey bu hafıza ve sahip olmak istediğimiz hayatları, olmak istediğimiz karakterleri, yaşamak istediğimiz olayları izlediğimiz filmleri beğendiğimizden eternal sunshine of the spotless mind filmi bu kadar beğenilmedi mi zaten. zaman denen şeyin bir yandan hafızayı silikleştirirken bir yandan da ona yeni öğeler katması paradoksuna ise hiç girmiyorum, ama beynim o kadar yandı kaplıca sularında işte anladınız siz onu.

Sunday, September 20

hedef yoksa gerek yok

okulda yeni dönem başlayıp küçük seviyede 25 saat ders yüküyle boğuşmaya başladığımdan beri haftaiçi dışarı çıkmayarak haftasonu çıkışlarımızı kıymetlendirmiş ve eğlenceden eğlenceye koşuyor idik ve fakat bu cuma-cumartesi gecelerini başlıktaki atasözüyle özetleyerek ve eve dönmeye bahane arayarak geçirdik. artık durmak gerek. iki gündür morning sex havasına uyanıyoruz ankara'da, kapalı ama çok soğuk değil; kasvetli ama keyifli. ben ise "fazla dağınık yaşarken bir an gelen anneye sarılma hissi"mi tatmin etmek, ruhumu ve bedenimi arındırmak üzere haymana'ya kaplıca kafası yaşamaya gidiyorum 2 günlüğüne.

bu bayramda şablon bayram mesajını tüm telefon rehberine yollamak ve "bana her gün bayram" temalı şakalar yapmak yasaklanmış diyorlar bir de, aman diyeyim.