malum düğün sezonu açıldı, benim de bu seneki "çok yakınımın düğünü" kontenjanını dolduran çift 12 yaşından beri tanışık olduğum dostum ve sasa ilic'in eski kız arkadaşı olma özelliğiyle beni kendine hayran bırakan sırp gelinimiz oldu. dostum ile münasebetimiz ortaokul yıllarına dayandığından, düğünde benim tanıdığım davetlilerin pek çoğu bizim liseden, 'birlikte büyüdük' denilebilecek tiplerdi ve hemen hepsinin yanında 'nişanlı'ları vardı. bir kere bu nişan konseptine kılım. eski zamanlarda, yani beraberlik içerisinde olan kadın ile erkeğin aile baskısı nedeniyle 'ilişkiye bir isim koymadan' rahat rahat dışarı çıkıp birbirlerini tanıyamadıkları zamanlarda tamam da sene olmuş 2010 ne nişanı arkadaşım? kime neyin sözü, gösterişi? "biz evlenmeye karar verdik" neden ilan edilmesi gereken bir şey? evlenmeye karar verdiyseniz evlenin yahu, ne bu seremoni? benim kaale alacağım tek nişan kraliyet nişanıdır, onun da ne demek olduğunu bilmiyorum da kraliyet falan diyor ya oradan topluyor artistik puanları.
asıl takıldığım nokta yanında nişanlısı değil kız arkadaşı olan arkadaşlarla ayaküstü yaptığım "neden evlilik?" konuşmalarından edindiğim o çok rahatsız edici izlenim. gördüm ki sorunun cevabında buluşulan nokta, belli bir süre birlikte olup belli bir yaşa gelince evliliğin kaçınılmaz olduğu. iki tarafın da canına minnet; erkek -hele de ailesinden ayrı yaşıyorsa- bir düzeni olsun istiyor = devlet onayıyla düzebildiği insan evi çekip çevirsin, ona eskiden anneciğinin yarattığı 'sıcak bir yuva' hissini yaratsın istiyor. kadınlar zaten default evlilik düşkünü olarak tanımlanıyorlar da benim gördüğüm onlar da içten içe ele güne karşı belli bir statü kazanma, 'evde kalmış' damgası yememe ve çoğu zaman da çocuk doğurma derdindeler. hiçbirine itirazım yok. ben sevmiyorum, gereksiz görüyorum diye evlilik tü kaka bir şey diyecek değilim; elbette bir insanın hayali ömrünü başka bir insanla geçirmek, ve bunu istediğini resmi belgelerle kanıtlamak olabilir. yalnız bunun "şartlar öyle gerektiriyor, ilişki belli bir süreyi geçince evlenmek dışında yapacak bir şey kalmıyor" düşüncesiyle yapılması, o çok kutsal görülen evlilik kurumuna yapılan en büyük saygısızlık bence. bu tip sebeplerle evlenenler toplumun ahlakını koruyor pozisyonundayken benim gibilerin toplumun ahlaki değerlerinin amına bile koyduğunun düşünülmesi de güzide ülkemin binlerce ironisinden sadece biri.
ben size evlenmeyin demiyorum, hobi olarak tabii ki evlenebilirsiniz. ama bunu bilinçaltınıza yerleşmiş toplumsal baskılar sonucu yapıp da karşıma ideal hayatlar yaşayan ideal çift etiketiyle çıktığınızda hassas cildime batıyor o etiket benim, kesiveriyorum.







