Thursday, March 8

love is gonna save us

blogdan bir kaç gün uzak kalınca olmuyor, konular birikiyor, düşünceler tam olarak netleşemiyor ve belki de ilerleyen satırlarda tecrübe edeceğimiz gibi kelimeler yetersiz kalıyor.

doğumgününde yeni bir bisiklet isteyen çocuğa sakız hediye edilmesi misali 7 gün çalışan biz zavallı make somebody read somethingerlara her kur sonunda bir gün tatil verildi ya, iş o tatil salı günüydü. ptesi akşamından başlanan tatil etkinlikleri (tyra ve na-jay-jayle yenilen dinner @ kfc, ki sevdiceği o tarz yerlerde yemek yemeyen bir insan olarak uzun süre sonra bana çok şey ifade etti, ayakta uyuyormuşum haberim yok dedirten işyeri dedikoduları vs vs) salı günü sabahın erken sayılabilecek saatlerinde devam etti. normalde her gün görüşüyoruz tatilimizi de beraber geçirmezsek bünyede şişkinlik yapar diye düşünüp akşam da birtakım tabu ve sıkı dostlar seanslarına girdik the gang'le. ama asıl bomba akşam if'e gittiğimizde yaşandı, hepsinin kafası farklı olaylara yoğunlaşmış ama elleri aynı kadehleri tutan grubumuz sanırım birazcık sarhoş oldu; sanırım diyorum zira ben çok içmemekle birlikte saçma sapan olaylar yaşamakta olduğum için çok ilgilenemedim.

aynı salı gecesi "being the girlfriend of a rockstar" kitabımın ilk sayfalarının yazıldığı gece olarak tarihe geçebilir. bazı groupielere akıl sır ermiyor. benim gibi bir insana nasıl oluyor da bir anda padişah sabrı geliyor, akıl sağlığımı, olgunluğumu ve seviyemi koruyabiliyorum bu da gecenin muammalarından biri oldu; bu noktada yapılması gereken iki şey var: olası bir kargaşada bana desteğini eksik etmeyeceğini muazzam bir şekilde gösteren wykka'ya teşekkür etmek ve maçı tarihi skorla kazanmamı sağlayan metanetin sebebini "aşk"a bağlamak. dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyorum galiba..

when you're in love, what can go wrong?

1 comment:

wykka said...

ne demek bağyan ;) always ;)