Sunday, May 18

carried away by nada shot


pazartesinin tatil olmasını fırsat bilip, "ne de olsa yetiştiririm ulan işlerimi" gazıyla dışarı çıktım dün akşam. tabi benim onur baştürk yazılarımı takip edenler artık dışarı çıkmaktan kastımın en geç 2de eve dönmek olduğunun farkındalar. gecemiz hiç bir sürprize mahal vermeden nada'da başladı, nada shotı duble, buzlu ve normal bardakta içme işini keşfettiğimden beri gururluyum mutluyum. ankaralı olmayanlar için aç parantez nada shot dediğimiz bildiğiniz fındık vodka, ottodaki şahaneymiş öyle duydum ama denemedim kapa parantez. 3 duble nada shot ve alışıldık ankara dedikodularından sonra yolumuz "çok güzel balkan müzikleri çalıyor" kandırmacasıyla getto denilen mekana düştü. tunalı'daki limon diyebilirim, zira kendinizi kızılay'da hissetmemeniz için tek bir neden sunmuyor mekan size. bir de balkan müzikleri mevzusu cuma gecesinin olayıymış, biz girdik zenci futbolcu tipli vokalli ismail yk tipli gitaristli bir grup çalıyor; 'no woman no cry'lar, 'ain't no sunshine'lar, böyle bir müzik anladınız siz onu. ama içkiler baya ucuzdu, biz topuklu ayakkabılı kızlar ve college boy tshirtlü erkekler topluluğu olarak 'arjantin caddesinden aşağıya doğru bir yürüyelim dedik kendimizi burda bulduk' görünümü çizdiğimizden de olsa gerek 4 liraya bira ve 8 liraya vodkayı duyunca baya şaşırdık. elle tutulur hiç bir olay yaşanmayan bi cumartesi gecesini de bu kadar uzun yazdım ya hayret ediyorum.

gazeteden okuduğum ve cuma akşamı da cepa'daki sinemada tescillendirdiğim üzere tüm kalbimiz ve ruhumuzla beklediğimiz o an, 30 mayısta yaşanacak. inanması güç ama tüm dünyayla aynı anda türkiye'de de 30 mayısta gösterime giriyor sex and the city- the movie. hiç ihtimal vermiyorum ama saatlerce sırada beklemem gerekse de hayatımda ilk kez bir filmi gösterime girdiği ilk gün izleyeceğime and içtim. böyle uzun zamandır beklenen filmlerde, lord of the rings olsun, efendim star wars olsun gösterim günü hayranlar sıraya girer ya, aynı olay sex and the city'de de yaşansa, ellerinde cosmopolitanlar son moda topuklu ayakkabılar carrie tadında kadınlar sinemada sırada falan beklese mesela, hoş bir görüntü olmaz mıydı? ben tek tabanca da olsam bunu yapıcam arkadaş, ha eline ne geçecek ey voodoo diyorsan içinden ey okuyucu; assigment deadlineları, teaching practice gözlem günleri dışında bir şeyin tarihini ajandama kaydedebildim ya, onun heyecanıdır bu derim sana. benim için üzülürsün gözlerin dolu dolu olur.

4 comments:

cız-bız-liz said...

* ankarada ghetto mu var??
* ankaradan çok uzak kalmışım, lanet.
* yap vuducum yap, ben de yarın çakma kylie olarak gidicem mesela konsere. let's call it a different kind of masturbation :)
* don't get high on high heels.

voodoo girl said...

vallahi "ghetto"yu falan bilmem genç benim girdiğim yer gayet bestekar sokakta "getto" =)

deniz ural said...

Nada'ya gitmek artık farz oldu senin şu yazını da okuduktan sonra. Tavsiyeler üç değil, beş değil zira.

İstanbul'un "ghetto" su pek bir tuzlu diyeler, Tunalı "getto"su nasıl ki? :)

cız-bız-liz said...

hıı..pardon, yannış okumaca.