Saturday, May 26

bağ benim belletirim am benim elletirim

malum başbakan bir milyarıncı "gündemin rengini değiştireyim ve ne kadar saçmalarsam saçmalayayım gelecek seçimlerde yine oyların amına koyayım" şenliklerinde bu hafta "Sezaryen doğuma karşı olan bir başbakanım. İki, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etmeye hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz, ha doğduktan sonra öldürürsünüz. Hiçbir farkı yok" buyurdu. kürtaj meselesiyle ilgili tüm söyleyeceklerimi zamanında şurada söylemiş olduğumdan o konuya hiç girmiyorum. özetle bir erkek "kürtaj cinayettir" gibi bir fikre özgürce sahip olabilir vefakat bir kadının kürtaj hakkını elinden almaya çalışan eylemleri empoze etmeye rahmi yetmez. ama benim asıl meramım bu empoze edilmeye çalışılan tüm düşüncelerin kadınlar üzerinde yoğunlaşmasıyla alakalı. kürtaj, evlilik dışı ilişki, erken evlilik gibi devlet eliyle sınırları çizilmeye çalışılan her konunun, kitlelerin afyonu din ve dini düşüncelerle desteklenmeye çalışılırken özünde hep kadının kendi hayatıyla ilgili kararlar almasını engelleme güdüsü yatıyor. sınırlandırılmaya çalışılan hayatlar, verdirilmeyen kararlar hep kadınlara ait. ve bu da alp'in behzat ç üzerinden özetlediği muhafazakarlık illetinin tanımı. benim durduğum nokta ise net: bir kadının hayatıyla ilgili aldığı kararlara değil devlet baba, hiç bir baba karışamaz. zamanında bireyselliğini geliştirememiş, sürekli bir erkeğin (sırasıyla babası - sevgilisi - kocası) onayıyla yaşayan, öyle yaşaması öngörülmüş kadınların devletin babalığını da gözü kapalı kabul etmesi şaşırtıcı olmamakla birlikte bu mentalitenin eğitimli kadınlar ve modern geçinen erkekler tarafından da destekleniyor olması son derece kaypak ve korkutucu. içinde bulunduğu toplumun değerlerine uyum sağlamaya çalışmaktan kendi değerlerini oluşturamamış insanlarla dolu bir toplumda, oyların %50sini almış bir başbakanın çıkıp kadınlarla ilgili ileri geri konuşması değil; bahsi geçen ülkenin kadınlarının hep birlikte AM BENİM ELLETİRİM diyememesi benim kanıma dokunan.     

15 comments:

Edebali said...

Peki canlı organizma haline gelmiş doğacak bebeğin hayatını elinden alma kararını kim verebilir? Sırf çocuk daha doğmadığı için ve kimselere derdini anlatma imkanı olmadığı için onun yaşama hakkını elinden almak meşru mudur?

Bir "canlı" haline gelmiş ve anne karnında bir yaşam formu olmuş olan birşeyi onu ortadan kaldırmak suretiyle öldürmek bana göre de cinayettir.

Kürtaj yapan kadınların da sonraları kararlarından memnun olduklarını söyleyemeyiz ayrıca.

Başak said...

Oluşan canlı sperm ile yumurtanın birleşmesinden itibaren bebek, canlı, insan sayılmıyor. Bunun bilimsel bir eşiği var. Zaten yasalar ile de belirlenmiş bir vakit bu. Eğer buna bu kadar karşıysanız yaptırmayın, ancak başka bir kadının kararını sorgulamaya hakkınız yok.

voodoo girl said...

başak benden çok yaşayacaksın.

Başak said...

İnanılmaz tepem atıyo şu muhabbete, Tayyip de daldı artık kurtuluşumuz yok. Geçen sene Suriyeli bir kız bana ulaşıp Türkiye'de kürtaj yaptırabileceği doktor önerisi istemişti, orada bu konuyla ilgili inanılmaz saçma yasalar varmış. Kızın yaşadığı paniği hatırlıyorum, şimdi bu adamın dediklerini okuyorum, beynime kan sıçradı yemin ederim ya.

Edebali said...

Tartışmayı Tayyip Erdoğan-Suriye'ye indirgemeyin lütfen. Bakın Tayyip Erdoğan'ın bu konuda ne dediği beni zerre ilgilendirmiyor. Ben bu konuya doğacak çocuğun hakları açısından bakılmasını istiyorum. Yasaklansın falan da demiyorum. Ancak kullanımının azaltılması taraftarıyım. Çünkü bugünki Türkiye'deki aynı durum 1960'larda Sovyetler Birliğinde olmuş ve Sovyetler Birliği kürtaja sınırlamalar getirmiş. Bu sınırlamalar genel olarak kişinin kütaja niyeti varsa çok geçerli sebepleri bulundurması şartıydı. Benim anlatmaya çalıştığım şey bu. Kürtaj kullanımı malesef çok fazla.

Bilimsel kanunlar çocuğun kalbinin oluşmasını kriter olarak alıyor. Ancak ondan önce de çocuk bir canlıdır ve kalbi olmasa da annesi sayesinde hayatta kalır.

Çok fazla uzatmak istemiyorum. Bu konu hakkındaki genel olarak görüşüm tam olarak yasaklamak değil, tıbben ve fiziksel olarak bir riskin bulunması şartıyla kürtajın uygulanması taraftarıyım.

Cevap verdiğiniz için teşekkürler. Bu konunun en azından böyle tartışılması beni sevindirdi. Çünkü siyasilerin laflarından gidilirse bir çözüme ulaşılamaz.

voodoo girl said...

benim yasal süre dışındaki uygulamalara karşı çıkışımın iki sebebi var:
1. doğmamış bir çocuğun hakkı, onu içinde taşıyan kadından öncelikli değildir.
2. şu kürtaj olabilir - bu olamaz çizgisi çizilmesi çok zor bir çizgidir ve hiç bir kanunun haddi değildir.

Başak said...

Arkadaşım, ben Suriye'li kızı bir anektod olarak paylaştım. Hiçbişeyi siyasete, politikaya, ülke kavgasına indirgediğim yok. Kürtaj hakkı elinden alınmış MAĞDUR bir kadın benimle iletişime geçti, yardım istedi. Eğer çocuğun spermin yumurtayı döllemesinden itibaren varolduğunu düşünüyorsanız kürtaj yaptırmayın. Bundan daha fazla yapılabilecek bir yorum yok burada. Şu an kürtajın yasaklanması kürtaj yaptıran kadınların sayısını azaltmayacak. Amerika da son birkaç yıldır bunun mücadelesini veriyor ve kadınlar illegal yollardan kürtaj olmaya çalışıp can veriyorlar. Yasaklamayı geçtim, bu kadar özel ve hassas bir durumun yoruma açık olması dehşet verici bir olay. Zaten insanlar tuvalete gider gibi kürtaj yaptırmıyor. Bunun gerçekten bu kadar kolay, keyfi alınan bi karar olduğunu düşünüyorsanız yazıklar olsun.

sutlukahve said...

buraya yolu düşmüş, "yaşamın kutsallığı"ndan dem vuran arkadaşlara önce izlemlerini, cevap verebiliyorlarsa sonra konuşmalarını tavsiy ederim.

"Sevgili muhafazakâr, bu oyunu oynamak istediğinden emin misin?" via @emrahgoker

http://istifhanem.com/2012/05/27/makemyday/

sakinn said...

Hayır neden kürtaja çok çok önemli sebeplerimiz olmalı? Çocuğa bakamıycam'dan daha önemli ne olabilir? Kürtaj yaptırmak için fakirlik belgesi mi alıcam yani? Parayla da ilgili olmayabilir, ben hayatımdan yirmi yılı çocuğa yatıracak gibi hissetmiyorum kendimi, allahı gelse yine de hissetmiyorum şimdi, naapıcaksınız, zorla annelik sevgisi, adanmışlık mı aşılıcaksınız? (Tıbbi ve fiziki sınıfına bireyin ruhsal olarak kendini hazır hissetmemesi girmiyo herhalde? Ruhsal durumlar, duygudurumlar filan bunlar hala tıbbi sayılmıyo herhalde... hmm...)

Bence çocuk doğurmaya çok çok önemli sebeplerimiz olmalı. Sonra ağlarsınız istanbul trafiğiydi, çocukların zırıltısıydı (bu kısım geyik, ciddiye alan olur diye açıklama yapmam gerekiyo, hoş), dünya nüfusuydu, kaynaklardı, suydu, havaydı, yeşildi diye (bu kısım ciddi).

1- Çocuk 9 ay 9 günlük de olsa, anne hayatını tehlikeye soktuysa, kürtaj yapılabilir. dimi hacı?
2- Zaten öyle çocuğun kalbi parmakizi vesairesi oluştuktan sonra ihihihi ben kürtaj olmak istiyorum diye gidemiyorsun doktora, yani zaten bi kısıtlama var, daha ne istiyosunuz o erkek erkek cümlelerle, anlamıyorum.

Bu kafayla düşündükçe birkaç seneye kürtaj yasaklanır, 2023'teki muhteşem planlardan birkaçı da spiral/doğum kontrol hapı/prezervatif satışlarına kısıtlama getirilmesi filandır. Hayır spermlere yazık o zaman, "ölüyo" zavallıcıklar her seferinde her seferinde. Bu da bi ççççinayettir, uluduredir, dimi canım?
(Bizim de yumurtalar boşa gitmesin diye regl olmamızı yasaklasalar, bak ona varım. Abi bu ne acıdır ya.)
Memleketin tekinde nüfus planlaması diye kadınları 8-9. aylarında zorla kürtaja alırlar (ki işte na bu çinayettir, uluderedir), memleketin tekinde kürtaja izin vermezler. Sonuçta olabilecek tek şey cami önü/kilise kapısı bebeleri sayısındaki artış.
Aa sinir oluyorum. Bol keseden sallayan her dingile bakamayacakları çocuklar dilemek isterdim ama çocuklara yazık, sırf o yüzden.

Edebali said...

Üslup neden bu kadar kaba? Burada kavga etmiyoruz, tartışıyoruz en nihayetinde. Ki bu tartışma benim için çok da yararlı birşey oldu. Çünkü bu yazıdan önce ben bu konuya ne yalan söyleyeyim kadın açısından pek bakmadım. Buradaki yorumlardan kadının da bu konuda bazı durumları olduğunu, bazı hakları olduğunu gördüm. Şimdi konuya bu açıdan, yani daha geniş bir açıdan bakmaya çalışıyorum.

Kadının da kürtaj hususunda hakları var tabi ki. Sonuçta onun hayatını etkileyecek bir olay. Ancak dünyaya gelecek çocuğun da hayatını etkileyecek bir olay. Bu dengenin çok iyi kurulması gerekiyor. Sırf gözle görülmediği, elle tutulmadığı için bir canlı hakkında sanki cansız bir nesne gibi kolayca karar verilmesi beni düşündüren. "Çocuğa bakamıcam" mazeretinin ehemmiyetini ben kadın olmadan anlayamam. Onun için görüş belirtemicem. Ki annelerimizin çocuk bakarken, büyütürken ne kadar zor zamanlar geçirdiğini biliyoruz. Ancak "çocuğuma bakamıcam" mazereti rahatlıkla bahane mazereti olarak öne sürülebilir, ki bu da kürtajı çok kolaylaştırır. Sorun da burada.

Ayrıca beni sanki "kürtaj yasaklansın, hiç kimse de böyle bir işe kalkışmasın" gibi bir düşüncede olan biri gibi görmüşsünüz. Önceki yorumumda belirttim bunları. Ben kendimi iyi anlatamadım galiba.

banyosuyu said...

haah sakin sen de benden çok yaşayacaksın la.
ben de tam erkeklerin orgazmmı, boşalması yasaklansın ziyan olmasın veletleri diyecektim.
bu arada hamile kalmamış, doğum yapmamış ya da en azından regli bile olmayan siki tutuşacılar ne demeye kürtaj ya da doğum şekilleri hakkında ahkam kesiyor arkadaş?

sakinn said...

Pardon ama kadının vücuduyla ilgili bişiye kadının açısından bakmamak ne demek farkında mısın? Fetüsü nesneleştirmeyelim abilerim ablalarım'la yola çıkıp höö, kadını hiç düşünmemiştim demek kadını nesneleştirmek değil de ne?

Ben hayatımdan en az yirmi yılı bir çocuğa bağlamak istemiyorum. Sevgilim de o yirmi yılı bağlamak istemiyo. Bakamıcam, param yok/ bok gibi param var ama yine de bakamıcam, bende o sabır ot bok yok/ bakmak da istemem şu dünyanın haline bak... gibi bin tane şey söyleyebilirim. Ama bunların hiçbirinin aslında önemi yok: İS TE Mİ YO RUM'dan sonrasının hiçbir önemi yok.
Sen karar veremezsin o geçerli bi bahane mi, geçersiz mi, başbakan da karar veremez, devlet de karar veremez. Ben hamile olduğumu öğrendiğimde benim sevgilim de karar veremez (evlilikte iş değişiyo gerçi). O dokuz ay'ı ben yaşıcam, benim vücudum o. BEN'den bahsediyoruz. (i.e. herhangi bi kadın. Nesne olarak değil, her şeyi yaşayacak olan özne.) Sonrası hem kadının hem erkeğin sorumluluğunda ama sen örnek verirken annelerimiz... diyorsun, babalarımız... ortada yok. Ah onlar ekmek parası derdindeydi, pardonsss.

Hem nerden biliyosun "kolayca" karar verildiğini? Hem nerden biliyoruz kürtaj yaptıran kadınların hepsinin "sonrasında pişman olduğunu"? Pişman olan kadınların yanında, öyle gerekiyodu diyen kadınların sesi neden kesiliyo, orayı neden duymuyoruz?

Hiçbişiyin kürtajı kolaylaştırdığı yok. O operasyonu yine kadın, yine kendi vücuduna uygulatıyor. Bekara karı boşamak kolay stayla atıp tutuyorsunuz da, hangi kürtaj olan kadınla konuştunuz da "oooh tereyağından kıl çeker gibiydi, yine olsa yine yaparım" dediğini, "oooh bu benim ilk değil, beşinci kürtajım" dediğini duydunuz...
Tüm bu "kadının vücudu kadına aittir" gibi basit bir cümleyi milletin kafasına sokma çabamızın "kürtajla hayatımız çok kolay, doğumkontrolüne gerek yok, haydi kızlar kürtaja" demek olduğunu sanmıyorsundur inşallah.

Kadının "da" "bazı" hakları varmış... Sadece çok çok "özel" durumlarda kürtaj yapılsınmış... Tenks. Vücut benim vücudum, ister on tane doğururum, ister on defa kürtaja girerim. Burdan tüm erkek kafalılara sesleniyorum: SANA NE LAN?!

mz said...

Cok guldum. Osu busu olusmamis cenin de canlidir diyip sonra da olaya kadin acisindan bakmamistim demek. Sadece bir hatirlatma: Kadin da canlidir. Hatta madem bir konuyu farkli acilardan dusunemiyorsunuz, o konuda fikir yurutmeyin. Hatta madem hayatinizda kurtaj deneyimi yasama ihtimaliniz yok, kurtaj konusunda da fikir yurutmeyin. Hatta siz hic fikir yurutmeyin.

Anonymous said...

Sprem ve yumurta birleştikten sonra oluşan şeyin ismi insanı birakın hemen fetus bile olmuyor, fetus ancak 8. haftadan sonra verilen isim ondan önce sadece bir hücre kitlesinden bahsediyoruz. Bu hücre kitlesinin sağlıklı bir bebek olma ihtimali öyle sanıldığı gibi yüksek de değil. Kürtaja karşı olan kişilerin salt bir ''ama o da bir can'' argümanına sarılıp tek kelime embriyoloji bilmemeleri şaka gibi. Bu kadar hayati bir konu hakkında bol keseden sallamak yerine açın okuyun bebek nasıl oluşuyormuş.
ki kürtaj kadının HAKKIDIR. Hem de kadının bedeniyle, ruhuyla, yaşamıyla ilişkili en temel haktır. Kürtajı yasaklamak kürtaj sayısını kesinlikle azaltmayacaktır. Ancak uygun olmayan koşullarda yapılan kürtajlar nedeniyle binlerce kadın hayatını kaybedecektir. Hoş her gün onlarca kadının öldürülmesine sessiz kalmış insanların bunu önemseyeceğini düşünmek biraz saflık oluyor.
Erkeklerin bu konuda kadınlardan çok sesinin çıkması ise konunun absurdluğunun en iyi göstergesi. Burada kınanması gereken bir kadın varsa o da sözde kadından yana olan bakan fatma şahin.

Hiç kimse said...

1) Hamile kalabilen, rahmi olan ve 9 ay sonra çocuk doğurabilecek erkekleri dışarıda tutmak suretiyle yazıyorum bir erkek isterse analitik uzmanı olsun, kürtaj-doğum konularında ne bir kadın gibi hissedebilir, ne de bir kadın gibi düşünebilir.

2) Kürtaj yasağına en çok destek veren erkeklerin de, seks yaptığı kadınları arkadaşlarına anlatırken yaptıkları şeyi "ayarı verdim", "kösnüyü tattırdım", "boruyu soktum" türü argolarla tanımlayan adamlar olması. Tuhaf olan o kendince "çirkinleştirdiği" eylem sonucunda oluşan gebeliğe aşırı bir kutsallık vermesi. Eh hocam hani sen "aleti dayamıştun" hatuna? Şimdi ne oldu da kutsal oldu? Senin daha yaptığın şeye saygın yok ki yaşama hakkına olsun...

Geç okudum ama fikirlerimi paylaşayım dedim :)