Sunday, June 21

everybody wants everybody else

commitment problemi, bazı hemcinslerim arasında kafese girmeme, nikâhı bir türlü basmama olarak tanımlansa da bana göre en saf haliyle herhangi ‘exclusive’ tabir edilen, tek eşliliği gerektiren ilişkiye dâhil olamama, içindeyken de uzun süre katlanamama durumudur. bu artık erkekler için öyle kanıksanmış bir durumdur ki, sokağın ortasında taşaklarını avuçlamaları gibi hiç garip karşılanmaz, ilişkideki boynuzlar bununla açıklanır ve ‘kafese girsin de nasıl girerse girsin’ den başlayıp ‘akşam eve dönsün de nerden geliyor olursa olsun’ a varan hülya avşar kafaları yaşatır beyinsiz hemcinslerime.

şu konuda anlaşalım, kesinlikle saçma bulduğum ya da küçümsediğim bir problem değil. çok doğal, insan kendini tek insana bağlamak istemeyebilir, denizde bir sürü balık vardır, ‘monotony’ ve ‘monogamy’ kelimeleri de durup dururken kafiyeli olmamıştır vs. benim konuyla ilgili sıkıntılarım başka. bir kere neden kendinde böyle bir hakkı görebilecek tek varlık erkek oluyor? "daha 20küsur yaşındayım, kendimi tek insana bağlamaya değer mi?" korkusu çok meşru ve herkesi sarabilecek bir korku. etrafta bir sürü kadın varsa (ki avrupadakilerin kendileri gelip teklif ediyor biliyorsunuz) yakın oranlarda erkek de var. üstelik bir erkeğin elindeki hazır kızı bıraktıktan sonra o denizlere dalıp yeni balıklar tutması sancılı bir işken biz allah vergisi organımızla verecek olduktan sonra bir alan her türlü buluyoruz. yani şu tavra katlanamıyorum: ilişkiye kendini adayan erkek aman allahım nasıl bir lütufta bulundu ne zorluklar yaşıyor; kadınsa sonunda çocukluk hayalleri gerçek oldu bir erkekle belki de evlenme ihtimali doğdu diye kıçını kırıp mutlu mutlu otursun işi ne. kazın ayağı öyle değil, bizim de gözümüzün döndüğü anlar oluyor, daha iyisini bulabilme ihtimali kafamızdan geçiyor. işte o noktada da ilişkiyi ayakta tutan şey zaten nedir, elinde olanla dışarıda yaşama ihtimalin olan şeyi karşılaştırır ve tercih yaparsın. bu, bu kadar basit. huzur arıyorsan ilişkide kalır, heyecan senin için daha önemliyse dışarıya adımını atarsın. bunu dürüstçe ifade eden ve ne aradığının farkında olan erkeklere lafım yok, bu şekil terk edilmiş kadınlara da “shit happens” der desteğimi veririm. ama işte diğer güruhun, yani “genç bir erkeğim ulan ben” gazının anlık ittirmeleriyle hareket eden ve eline junior dışında bir şey alamayan erkeklerin o “ıssız adam” triplerini -uyandırayım- yemiyoruz.

9 comments:

gülş said...

ya hep aynı şey oluyor, yapıcı mantıklı eleştirel yorumlar yapamıyorum sana voodoo, yavrum benim budur işte helal olsun ağzına sağlık demekten öteye gidemiyorum ama hakkaten ağzına sağlık be voodoo!

umut said...

commitment problemi diil de aşırı commitmenttan kaynaklı problem yaşayan bi ben mi varım, hep beni mi bulur arızalar?
ikisi de yapmasın kardeşim, seviyolarsa sadece birbirlerinin olsunlar sevmiyolarsa da sölesinler hiç uzatmadan siktirolup gitsinler, bence..

Nikopol said...

şimdi biraz rakılıyım götümden anlamış olabilirim ama;
benim arkadaş çevremde hiç öyle bi erkek yok ama misal bisürü öyle kız tanıyorum. kukunun gücünün farkında olan. bağlanmayan vs.
(keza şu an öyle bi ilişki içerisindeyim. çok acaip.bi el atın lan!)
ilişki çok acaip lan buluşalım da güzin ablalık yap madem. hocam?
(ımmm. rakı bitmiş.)

Anonymous said...

yazdıkların mantıklı ama gerçekçi değil. 20li yaşlarında, bekar ve çocuksuzken kadınlar tabii ki istediğini aldatır, istediğine bağlanır, birçok çeşit ilişki modeli deneyimlemiş olur keyfince. hülya avşar da gençken evli erkeklerle ilişkiye girmekten, aldatmaktan çekinmemiş bir kadın. ama şimdi kendisi orta yaşlı, çocuklu, çocuğunu babasız büyütmemek için elinden geleni yapmış bir kadın. ayrıldıktan sonra bile "bu evliliği yürütmek için her şeyi yaptım mı diye kendime soracağım, çünkü çocuğum babasız büyüyecek" diyordu. birçok orta yaşlı çocuklu evli kadının da derdi bu zaten. adam eve para getirsin, çocuk babasız kalmasın, yuvam dağılmasın. e çalışıyor da bu kadınlar... sürekli çocuklarının derdindeler. öyle olunca seks hayatlarını renklendirmek gibi istekler onlar için sadece lüks bir fantazi haline geliyor. evliliklerini bitirseler yükleri daha da ağırlaşacak. durum buyken "arada çaktırmadan başka kadınları yesin, yeter ki düzenimiz bozulmasın" diye düşünmeleri de çok anormal, beyinsizce bir şey değil.

banyosuyu said...

bende bu aman çocuğum üzülmesin muhabbetine kılım. nolur yani boşanırsan ölürmüsün. bütün boşanmış aile çocukları orospu çocuğumu nedir yani. hem neden hep çocuk çocuk. ben nolucam.
adam aldatıcak 'aman çocuğum', adam aşşalıycak küfür edicek 'aman çocuğum'
yok yaa

Anonymous said...

haklısın, bence de boşanmak annenin ezik aldatılmış bi kadın olduğunu bilmekten daha kötü değildir çocuk açısından. ama benim demek istediğim kadınların bu tür aman aldatırsa aldatsın yani napayım anlayışı "erkektir yapar" dan değil başka hayati meselelerden kaynaklanıyor. tek başına çocuk büyütmek sırf çocuk değil kadın için de çok zor. bunu anlatmak istedim. kadın boşanmak istemiyor olabilir, yuvasını dağıtmak istemiyor olabilir, kocasıyla birlikte olmak istiyor olabilir, illaki adam gibi aldatarak bir tür sidik yarışına girmek istemiyor olabilir... bu kadının beyinsiz olduğunu göstermez, o da öyle bir yaşam tarzı seçmiştir. hayat kadınlar için zor, çok zor. tek kesin olarak söyleyebileceğim bu. isyan ettiğiniz çoğu konuda hak veriyorum ben de zaten. (yukarıdaki anonymousla aynı kişiyim)

voodoo girl said...

hayatın kadınlar için zor olduğu, bu tip kaygılarla evlilik yürütmek zorunda kaldıkları konusunda ben de sana hak veriyorum sevgili anonymous ancak o tip bir evlilik de benim evlilik anlayışıma sığmıyor. bir insan başka bir insanla hayatını geçirmeye karar verdiyse, bunu gerçekten istiyor olmalı. aşık olduğu, her sabah yanında uyanmak istediği adam o adam olduğu için evlilik devam etmeli. iki taraftan biri bu isteğe artık sahip değilse o evlilik devam etmemeli. gerçek hayatta durum senin söylediğin gibidir, pek çok insan da öyle yaşıyordur belki ama ben -26 yaşın verdiği bir naiflikle diye adlandırabilirsiniz- böyle bir evlilik istemiyorum. nihayetinde evlenmek zorunda da değiliz. o yüzden sevgi ve saygının bittiği yerde başka sebeplerden evliliği devam ettirmek bana saçma geliyor.

si-men! said...

başarılı ötesi tespitler, zira amaç aslında bir nevi kendini de kandırıp vicdan rahatlatıcı sebepler bulmak. karşıdakine "ya biraz da bu denizde başkalarının tadına bakmam lazım" demek işin aslı göt ister. onun yerine, böyle ucuz ucuz tripler filan. kadın kısmısı yemiyor da, nedense yine de bunu duymaya ihtiyaç oluyor. ne erkeğin söylemeye, ne de kadının duymaya cesareti var bence.

si-men! said...

başarılı ötesi tespitler, zira amaç aslında bir nevi kendini de kandırıp vicdan rahatlatıcı sebepler bulmak. karşıdakine "ya biraz da bu denizde başkalarının tadına bakmam lazım" demek işin aslı göt ister. onun yerine, böyle ucuz ucuz tripler filan. kadın kısmısı yemiyor da, nedense yine de bunu duymaya ihtiyaç oluyor. ne erkeğin söylemeye, ne de kadının duymaya cesareti var bence.