Saturday, October 24

daraltı

fenalardayım. bu hastalık beni sürekli terlettiği, geceleri uyutmadığı, burnumu musluk kıvamına soktuğu yetmezmiş gibi bir de duygusal hezeyanlara sürükledi. 2 günde tüm hayatımı sorguladım, herkesten ve herşeyden sıkıldım, insanların dengesizliklerine anlam veremedim, kendi beklentilerimi mantıksız buldum. aylar önce olmuş, günler önce olmamış olaylara ağladım, aklıma daha kötüleri geldi "en azından öye olmadı" diye rahatlayıp susacağıma "ben ne kadar malım hayatta neler var ben böyle birşey için ağlıyorum" diyerek daha çok ağladım. kısacası bir ergenin büluğ çağında yapması gereken herşeyi 26 yaşımda 2 güne sığdırdım. fenalardayım. önce vücudumun, sonra da egomun yerine gelmesi lazım. farkettim ki bu aşk meşk işleri sonucunda kalp acısı ne yaparsanız yapın baki kalıyor ancak egonuz toparlandığı an hayata devam edecek gücü buluyorsunuz kendinizde. böyle de bir hayat dersi çıkarttım gribal ve tribal enfeksiyonumdan, tepe tepe kullanın.

2 comments:

Hailsematary Beyefendi said...

Sayın Voodoo Girl hanfendicim;

Tıp dilinde post-teenager syndrome olarak adlandırdığımız bu hususun şifası bir büyüğe danışmaktır, açınız, içiniz; mümkünse dost meclisinde tüketiniz.. Bu parça da müessesemizin ikramıdır, afiyet olsundur :)

Grip'in en güzel yanı ise geçtikten sonra bağışıklık kazanmaktır, kişisel önyargım aşı filan yalan, hasta olmak lazım arkadaş, geçip gittiyse müthiş zaten, kaşınmazsan da grip olmuyorsun bir daha..

si-men! said...

kesinlikle katılıyorsam ya? özellikle son cümleler yüreğimden vurdu beni. dün eski bir arkadaşım sevip de kavuşamadığı bir adam için sorduğum "unuttun mu?" sorusuna, "unuttum ama kendime olan güvenimi de beraber" dedi.

egoya alınan darbeler, aşk acısından bin betermiş.