Saturday, March 20

plastik manolyalar


dün akşam, geceleri amaçsızca dışarı çıkıp ehliyet kaptırmalardan, vurup-kaçma olaylarından gına gelmiş olduğundan değişik bir aktivite yapalım diyerek şehrimize 5 günlüğüne uğramış çelik manolyalar'a gittik. değişik aktivite derken yanlış olmasın, annesi devlet tiyatrolarına toplu bilet alan arkadaş gruplarına sahip olduğu için küçüklüğünden beri hemen her oyuna giden insanım (sanatın ve sanatçının dostu voodoo girl). bunun sonucu olarak da repliğini ezberlememiş, sürekli dili sürçen, yeterince prova yapmamış hissi veren oyun görünce anlama yeteneğine sahibim. işte çelik manolyalar tam da böyle bir hayal kırıklığıydı. zaten doğası itibariyle olsa gerek, tek bir dekor ve bu kadar kısa sürede ne hikayenin ne de karakterlerin altı doldurulabilmişken bir de yılların sanatçılarının ortalamanın altında performansları olunca şaşkınlıkla izledik oyunu. herkes mi replik unutur, herkesin mi dili -bin defa- sürçer? şenay gürler bir noktada "ah bir de konuşabilsem" diye replik uydurmak durumunda kaldı hatalarını örtmek için düşünün. ya dün üzerlerinde bir şey vardı, ya da doğru düzgün çalışılmadan oynandı oyun o kadarını bilemiyorum.

oyuncu bazında konuşursak oya inci'yi ayrı tutmak lazım, karakterin havasını çok iyi yansıtmıştı. saadet ışıl aksoy beklediğimden iyiydi, dili de büyüklerine göre daha az sürçtü. şenay gürler ve suna keskin avrupa yakası kimliklerinden sıyrılamamış gibi hissettirdiler pek çok sahnede. suzan aksoy ortalamanın üzerindeydi ve son sahnedeki monolog oldukça başarılıydı. aslıhan erguvan'ı sona bırakmamın elbette bir sebebi var. oyunculuk yeteneği olmamasını geçtim, ses tonunun inanılmaz kulak tırmalayıcı olmasını geçtim, kız bildiğin vurgu yapamıyor yahu. türkçe'yi yanlış konuşan oyuncu mu olur kafayı yiyeceğim. ben anlamıyorum bu türk tiyatrosunda genç kadın oyuncu olmaması sorununu, fosforlu cevriyede de aynı şey olmuştu. açın önümü ben oynayacağım ulan!

sonuç olarak ankara devlet tiyatrolarının oyunlarıyla büyümüş, heykellere tüküren bir başkanı olsa da sanatla içiçeliği pek çok diğer şehrin insanından fazla olan ankara seyircisine gelmedi bu oyun, yemedik. iki ünlü insan gördü diye oyunu güzel zannetmeyecek kadar aklımız başımızdaydı da, özel tiyatro diye bu oyuna bu kadar paya bayarken aklımız neredeydi onu düşünmek lazım.

4 comments:

Kasux said...

zengin bir aile veleti olaraktan tiyatro biletlerine para verirken hiç acımadım da yinede pahalı be bu ülke için bu fiyatlar

serdar said...

şenay gürler'in oyun sonrasındaki bozuk atarını da unutmamak gerek.

olayın weezer, baltimore edebiyatıyla geçip allah cezanızı verecek türlü lokalliklerle bezenmesi de ayrı gudikti hem.

Vincenzo said...

koklamaya kıyaaaamammmm
benim güzel manolyammmmmmmm

varol döken said...

keşke bu oyun hayat, hayat da oyun olsa dedim ben bu oyundan sonra...

http://www.tehlikelioyunlar.net/

bir tane koltuğunun bile boş kalması ayıptır benim gözümde...