Monday, November 10

me want food

ben yemek yemeyi çok seven bi insanımdır, özellikle de dışarda. geçenlerde kendimle ilgili şöyle bir şey farkettim; yemeğin / mekanın / servisin, yani herkesin pek tabii üzerinde birleşeceği unsurların iyi olması dışında bu gibi mekanlarda takıntılı olduğum bazı hususlar var. şöyle ki:

1. masada peçete olmamasına ayar oluyorum. ben bildiğin çocuk gibi yemek yiyen bir insanım, ayrıca hiç kibarım kızım salatadan başka şey yemem gibi bir durumum da yoktur yemeğe yumulurum, dolayısıyla döküyorum dağıtıyorum ayrıca ağzım küçük zaten her türlü peçete ihtiyacı duyan bir insanım (kurabiye canavarı portresi çizdim iki dakikada). ikide bir garsondan peçete istemek durumunda kalmak istemiyorum, masalarına peçete koysunlar.

2. tuvaletlerin temiz olması, tercihen klozet örtüsü denen zımbırtıdan olması vs dışında, kalitesiz tuvalet kağıdı kullanan işletmelere kılım. mekana her boku yapıyorlar da tuvalet kağıdından mı tasarruf ediyorlar anlamadım.

3. garsonları sizli bizli konuşmayan yerlerden hazzetmiyorum, bir de istiyorum ki "içecekleri yemeklerle birlikte mi getirelim öncesinde mi?" gibi ayrıntıları sorgulayan bir garson olsun benimle ilgilenen.

4. ne kadar lüks bir yer olursa olsun, yani kebapçı kültürü olmak durumunda değil, yemekten sonra istenilen çaydan para almamalılar. bence mekanın türü önemli değil, kültürümüzde olan bir olay ikram olayı. herkesin uyması lazım. ankaralı olmayan arkadaşlar bir gün gelseler beraber aspavaya gitsek de ikramdan kastımın ne olduğu net anlaşılsa mesela.

5. yazının doğası itibariyle 5'e tamamlamam gerekiyormuş gibi hissettim maddeleri ama bulamadım bişey.

8 comments:

kelebek said...

ek maddeler;
-ilgili garson profiline örnek "ne tarz bir şey yemek isterdiniz?" diye sorması yeni gidilen yerlerde çok işe yarıyor...
-ortaya gelen salata ya da oraya has meze şeklindeki olaylarda çok hoşuma gider..ikram şeklinde olanlar insanın bol bol bahşiş bırakası gelir...

Hiçkimse said...

Aaa.. her Ankara'da ikamet eden adam Aspava'yı bilir, etrafına, eşe dosta anlatır. Ama senin götüreceğinin hangi Aspava olduğunu anlayamadım. Şu yanyana üç tane dizilenlerden birisi mi yoksa dürümü ile meşhur olan yer mi ?. Yalnız sokak adı kültürümde iğrençmiş.

Şunu söyleyebilirim, evimde Aspava'dan aldığım ikramın yarısını daha almadım.

voodoo girl said...

yanyana olanların en sonda, yani sokağın tam köşesinde olanı. çok kalabalıksak ve aramızda "asıl aspava budur" diye tutturan olursa o hepsinden ayrı olana gidiyoruz. yoksa köşedeki bana yetiyor.

bir de bizim çorbayı tahta kaşıkla servis ettiğinden "tahta kaşıkçı" tabir ettiğimiz ancak asıl adının dürüm evi olduğunu sandığım bir yer var acaba senin dediğin dürümcü orası mı?

acıktım.

Hiçkimse said...

Hmm, valla orada hiç çorba içmedim, o yüzden herhangi bir kaşığı var mı bilgim yok ama benim dediğim yerin adı Meşhur Aspava olabilir, tam bir caddenin üstünde değil, yokuşun üstünde, aşağı biraz inince pazar yeri var. Ah şu lanet hafızam sokağın adını hatırlayamıyorum. Zamanında Salata, Las Chicas, Nyx gibi yerlerin adreslerini sokak numaralarına kadar bilen ben, bunu yapamadım. Kendime lanet ediyorum, başka kimseye değil.

massimo said...

çay hususunda bir örnek vereyim. bir gün yemek yedik arkadaşlarla. garson geldi ''çay içer misiniz'' diye sordu. öğrenci, öğrenci evinde kalan, parası kısıtlı arkadaş ''ne kadar'' diye sordu. garson bizim ikramımız dedi. yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz. evet çay bir çok yerde ikram edilmiyor.

cız-bız-liz said...

aaah tahta kaşıkta mercimek çorbası aaah..
bi de sana miss platnum - give me the food isimli şarkıyı armağan ederim:
give me the food, i said give me the food, give me the food if you love mee! hoppaaaaa!!

deryik said...

bi de nolur ana yemekten önce mesela zeytinyağı-ekmek getirdiler, tabak da getirsinler. daha ortada yemek yok, masa kırıntı içinde. ayıp. salataya, mezeye filan servis çatalı da getirsinler, tırtıklamayalım.

yemek biter bitmez, daha çatal tabağa kavuşmadan kirlileri kaldırmasınlar. "oh be ne yedik" diyelim bi yani. di mi. garson bitirdiğimi görmesin diye geriliyorum bazen. tepemde bekleyip biten meyve suyu tenekesini alanlar, kalanı boşaltanlar... cık cık.

çok dertliyim galiba.

voodoo girl said...

yaa evet bak ben onu unutmuşum ben de sevmem kutuyu alıp gitme çabalarını hele bir de son bir yudum kalmıştır bardakta, bardağı almaya çalışırlar ya ben onu da içeceğim demeye utanacağın bir miktar kalmıştır ancak sen onu sigaranı söndürdükten sonra kül tadını alsın diye saklıyorsundur falan çok gıcık olurum.