Tuesday, October 21

Gossip Girl - Recap


- efendim siz de dizi başladığından beri, 'her şey iyi hoş da bu dizide bir eksiklik var sanki' hissine kapılmış idiyseniz benim gibi, zenci karakter vanessanın diziye katılımıyla rahatladığınızı düşünüyorum. amerikanın tarihiyle yüzleşmesi de böyle oluyor.

- dizinin bu bölümünde, zamanın ne kadar ilerlediğini bir kez daha gördük. bizim zamanımızın gençlik dizisi dawson's creek'te, maksimum olabilecek şey, gençlerin içki içip dawson'ın evinin önündeki göle falan düşmeleriydi. gossip girl'de nate babasının kokainini falan buldu. daha neler göreceğiz tövbe allahım sen günah yazma.

- nate bu takım aile problemleriyle boğuşurken blair'in derdi de maskeli balo organizasyonuydu. bu noktada, özellikle final sahnesinde arabaya biniş anına göndermede bulunarak bu kızın tuba özay kıvamı mimikleri beni bayıyor demek istiyorum. 'tuba özay falan ama chuckı götürüyor bir dahaki bölümde' derseniz, üzülürüm.

- blair yeni bir social event koşturmacasına girerken, geçen hafta 'alırım başımı giderim efeler gibi hey' kıvamına gelmiş olan little jenny, paspas moduna geri dönüyor ve blair'in ayak işlerine bakıyor. partide chucktan intikam almak içinse yine bir hinlik cinlik artistlik. hacı ne ayaksın? bu kız ya sonunda şizofren, çift kişilikli vs çıkacak (optimist düşünce) ya da senaryo yazarları izmir malı takılıyor (daha optimist düşünce).

- bu esnada yaşlılar bölgesinde, -ki dizide yeni yetmelerin aşk ve seks hikayeleri yetmiyormuş gibi anne/babaların flörtleşmesini de izlemek zorunda kalıyoruz nedense- fas temalı bir partide yazmaya gerek duymadığım mevzular dönüyor. bu da tam 'türk gecesi' dense "ulan bu adamlar da bizi anca oryantalla tanıyor" diyeceğimiz, ancak fas gecesi diyince de "ulan bizim asena bu karıdan daha iyi göbek atar" tadında bir olay.

- bölümün asıl olayı maskeli baloya gelirsek. bir kere maskeyi takınca kendini görünmez sanma tribi nedir? ikincisi güya kapısında bacasında güvenlikler dolaşan ve davetsiz kimsenin giremeyeceği bir partiye, zenci ve fakir karakter azlığı kontenjanından diziye sokulan vanessa'nın "every party has a back door" gibi bir ukalalıkla ve elini kolunu sallaya sallaya girmesi nedir? son olarak da, dan ile vanessa arasındaki onca dramaya tanıklık eden serena'nın ilk söylediği cümlenin "she is beautiful" olması nedir? tipik kız tribi, erkeklerdeki "was he better/bigger?" hesabı. na nanna na serena serenaaa.

- nihayetinde ikinci recapimde dizinin en büyük problemini çözdüm ve açıklıyorum: haftaya ne olacağını merak eder vaziyette bırakmıyor bu dizi adamı. misal bu bölüm sonu bende kalan his: o kadar mesai harcadın yine beceremedin, artık bi versen de herkes rahatlasa be blair.

7 comments:

umut said...

efen'm vanessa'ya zenci değil de melez desek daha iyi olur sanki:) macar-afroamerikan karışımı bir hatunmuş kendisi. esas zenciyi ilk bölümde görmüştük aslında. esas oğlanımız dan'e gıcıklık yapan resepsiyon görevlimiz. bu arada cnbc-e'den takip etmek sıkıntı verdiğinden amerika'la eş zamanlı gittiğimden, spoiler kaçırmadan kesiyorum. kalın sağlıcakla..

voodoo girl said...

dizide kayda değer bir rolü olan en koyu tenli kişi diye bağlasak :)

cesetizleri said...

saçma geliyor dizi.
merak ettim tabii ben de izledim birkaç bölümünü. belki daha da izlerim karşılaştıkça..
eğlendiriyor saf saf. adamlar zaten bilerek yaptılar ve bu fikir magazine bu kadar düşkün türklerden neden çıkmadı bilemiyorum..
düşündüğümde diziden sevişme görüntüleri kalksa ortaokul kızlarının pek bir seveceği kıvama geliyor dizi.
kpss mağduru biri olarak evde otururken işe yarıyor çekirdekle beraber :D

umut said...

"bence sen de haklısın" :P

cız-bız-liz said...

kızıııaaaam, lilıl jenny için gossip girl o diyolaaaar

voodoo girl said...

liz, şerefsizim benim aklıma gelmişti :)) ama diziyi o şekil bağlayacaklarını düşünmüyorum hani aman da aman gossip girl kimmiş gibisinden. aman ben de sanki dizide herşey mantıklı da.

Ortega said...

Vakit geçsin, kız ortamında uzak kalmayayım hesabı izlemeye devam ediyorum diziyi ( yeni mezun olan dil edebiyat öğrencisi tribi olsa gerek).

Ama izlerken bir yandan, acep şu olayı vuduuğ nasıl yorumlayacak diye bakmaya başladığımı itiraf edeyim :)

Haa bi de, aralık ayında askere gideceğim. Yanlış diziyi mi izliyorum acaba? Emret komutanım dizisine mi bakmalıyım?