Tuesday, September 22

but the memory remains diye başlık atarak metalci kitlelere ulaşmayı hedefliyorum

"unuttum demek bile onu hatırlamaktır" gibi özlü sözlerle büyüyen bir neslin çocuğu olarak bu hafıza denen şeye çok kılım. bir şey hatırlamak durup dururken aslen silmiş olduğunuz o şeyin aklınıza gelmesi değil; hali hazırda kafanızın bir köşesine sakladığınız o şeyin birden açığa çıkması olduğuna göre bu çok aciz bir şey değil mi? üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan bir şey bu hafıza ve sahip olmak istediğimiz hayatları, olmak istediğimiz karakterleri, yaşamak istediğimiz olayları izlediğimiz filmleri beğendiğimizden eternal sunshine of the spotless mind filmi bu kadar beğenilmedi mi zaten. zaman denen şeyin bir yandan hafızayı silikleştirirken bir yandan da ona yeni öğeler katması paradoksuna ise hiç girmiyorum, ama beynim o kadar yandı kaplıca sularında işte anladınız siz onu.

4 comments:

i am not your freud said...

sezen abla demiş ki:

Zaman sadece birazcık zaman
Geçici bu öfke bu hırs bu intikam
Acılarımız tarih kadar eski
Nefes alıp vermek misali olan

atalarımız da demiş ki: çivi çiviyi söker. yeni bi çivi bulduğunda her şey değişiyo. he bazen samanlıkta aramak gerekebiliyo o çiviyi ama bulduğunda bakış açının ne kadar değişebileceğini düşünmek bile insana iyi geliyo bence. kaplıca iyidir bizim için de arın, sıhatler olsun :)

goks said...

kendime hiç bir zaman metalci demedim ama başlığının dikkat çektiği kesin...

başlıkta bir küçümseme mi var yoksa... şaka şaka

gülş said...

Merhaba, yarismaya istanbuldan katiliyorum ve diyorum ki: ayni bokun laciverti. Beyindeki noronlarin isi gucu birakip herseyi birbirine baglamaktan vazgecmesi lazim.

varol döken said...

hayat bir geriye dönüştür... dönmek ne güzelmiş lan... blogları ellerimizden alan zihniyetler hiç genç bedenlerin tadına bakamasın inşallah!